Anayasa Hukuku Profesörü Korkut Kanadoğlu, CHP’ye yönelik verilen tedbirli mutlak butlan kararını Cumhuriyet gazetesine değerlendirdi. Kanadoğlu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararının, anayasanın siyasi partilere dair hükümlerine ve seçim hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu ifade etti.
Masumiyet karinesinin önemine değinen Kanadoğlu, “Verilen kararın gerekçesinin, yürütülmekte olan ceza davalarındaki iddialara dayandırıldığı açıktır. Bu durum, masumiyet karinesinin ihlal edilmesine yol açmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi’nin ele aldığı davada, kişilere yönelik dava açılmasına bu şekilde bir sonuç bağlanması, masumiyet ilkesini ihlal etmektedir. Sadece iddialara dayanan bir hukuki gerekçelendirme, temel hak ve özgürlüklerin ihlali olmakla beraber, hukuk devleti ilkesiyle de çelişmektedir” dedi.
Kanadoğlu, tedbir kararının ‘Siyasi Partiler Kanunu’na (SPK) aykırı olduğuna dikkat çekerek, “Bu kararı bir hukuk mahkemesinin almış olması, kararı baştan itibaren hukuka aykırı kılmaktadır” değerlendirmesini yaptı. SPK’nin ilgili maddesi gereğince, partilerin kongrelerinin denetim ve işleyiş sürecinin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) bağlı olduğunu belirten Kanadoğlu, “Seçim sonucunu etkileyen usulsüzlüklerin çözüm yeri hukuk mahkemeleri değildir. YSK’nın almış olduğu kararlarda, seçim iptali taleplerinin olağanüstü itiraz yolu ile süresi içinde yazılı başvuru yapılması halinde incelenebileceği ve bu taleplerin tam kanunsuzluk yoluyla değerlendirilemeyeceği vurgulanmıştır” ifadelerini kullandı.
Kanadoğlu, SPK yerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) kullanılamayacağını da ifade ederek, “SPK’nın 121. maddesi, Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu’nun SPK’ya aykırı olmayan hükümlerinin siyasi partilere de uygulanacağını öngörmektedir. SPK, siyasi partiler için özel bir kanun niteliği taşır ve öncelikle uygulanmalıdır. Ancak burada bir boşluk varsa, diğer kanunların düzenlemeleri de partilere uygulanabilir. Bu durumda, Mahkeme’nin SPK’nın 21. maddesini göz ardı ederek parti yöneticilerinin görevden uzaklaştırılmasına karar vermesi hukuka aykırıdır. Zira siyasi partiler sadece özel hukuk tüzel kişileri değildir, aynı zamanda demokrasinin temel unsurları olarak yarı kamusal bir niteliğe sahiptir” dedi.
Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddesinin sulh hakimine üç üyeyi seçme yetkisi verdiğini aktaran Kanadoğlu, “Mahkeme, kendisine tanınmayan bir yetkiyi icat ederek siyasi partilerin iç işleyişine müdahalede bulunmuştur” şeklinde konuştu. Kanadoğlu, sözlerini, “Bu durumda, seçim hukukunun, seçim sonuçlarını hızlı bir şekilde kesinleştirme ilkesinin ihlal edilmesi söz konusu olacaktır. Siyasi örgütlenme özgürlüğü, siyasi partilerin yönetim kadrolarını yalnızca kendi üyeleri ve yetkili organları aracılığıyla belirlemesini gerektirir. Mahkemeler tarafından görev süresi sona ermiş eski genel başkanların yeniden göreve getirilmesi ya da parti yönetimlerinin dışarıdan şekillendirilmesi, örgütlenme özgürlüğünün temelini zedelemektedir. Bu durum, çok partili siyasi sistem ve çoğulcu demokrasi açısından ciddi bir endişe kaynağıdır” ifadeleriyle sonlandırdı.