Melike USLU- Ataberk KURT/İSTANBUL – YEDİTEPE Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirilen ve çeşitli virüs türlerine karşı yüksek etkinlik gösteren yeni bir antiviral bileşik, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından Altın Madalya ile ödüllendirildi. Laboratuvar çalışmaları sırasında dört farklı virüs modeli üzerinde yüzde 99,99 oranında antiviral etkinlik sergileyen bu buluş, geniş spektrumlu antiviral ürünlerin geliştirilmesi açısından önemli bir potansiyel sunmaktadır.
Yeditepe Üniversitesi akademisyenleri Prof. Dr. Fikrettin Şahin, Dr. Sevda Demir ve Araştırma Görevlisi Bekir Can Altındişoğulları ile araştırmanın başlangıcında Yeditepe Üniversitesi bünyesinde görev yapan Prof. Dr. Pınar Şen tarafından geliştirilen ‘Yeni Morfolin Schiff Bazı ve Viral Patojenlerin Neden Olduğu Hastalıklarda Kullanımı’ başlıklı buluş, TÜRKPATENT Altın Madalya ödülüne değer görüldü.
Yeni sentezlenen morfolin Schiff bazı bileşiğinin antiviral etkinliği; adenovirüs, herpes simpleks virüsü, poliovirüs ve bovin koronavirüsü üzerinde gerçekleştirilen hücre bazlı deneylerle incelendi. Farklı biyolojik özelliklere sahip bu dört virüs modelinde elde edilen sonuçlar, geliştirilen bileşiğin geniş spektrumlu antiviral uygulamalar açısından umut verici bir aday olduğunu göstermektedir. Buluşun münhasır lisanslama sürecinin tamamlanması ise teknolojinin ticarileştirilmesi için önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.
‘BİLİMSEL BİLGİNİN TEKNOLOJİYE VE EKONOMİK DEĞERE DÖNÜŞMESİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR’
Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, ödüle layık görülen buluşun farklı disiplinlerden gelen araştırmacıların ortak çalışmasının bir sonucu olduğunu belirterek üniversitelerde üretilen bilimsel bilginin teknolojiye dönüştürülmesinin önemine vurgu yaptı.
Bilimsel araştırmaların yalnızca akademik yayınlarla sınırlı kalmaması gerektiğini dile getiren Şahin, üniversitelerin bilgi üretmenin yanı sıra toplumsal ve ekonomik değer yaratan yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesinde de öncü rol oynaması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de son yıllarda yenilikçi ürün ve teknolojilerin geliştirilmesi ile patentlenmesi konusunda dikkate değer ilerlemeler kaydedildiğini belirten Şahin, bu başarıların sürdürülebilir ekonomik değere dönüşümünde ticarileştirme süreçlerinin kritik öneme sahip olduğunu söyledi.
Şahin ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, patentli buluşların lisanslama ve teknoloji transferi yoluyla sanayiye kazandırılması ile geliştirilen yenilikçi ürünlerin uluslararası pazarlara taşınmasının Türkiye’nin teknoloji geliştirme kapasitesine önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.
PANDEMİ SONRASI ANTİVİRAL ARAŞMALARA ODAKLANDILAR
Buluşun kimyasal altyapısını geliştiren Prof. Dr. Pınar Şen, Güney Afrika’daki Rhodes Üniversitesi’nde yürüttüğü doktora sonrası araştırmalarında antikanser ve antibakteriyel bileşikler üzerine yoğunlaştığını belirtti.
Covid-19 pandemisinin ardından antiviral araştırmaların öneminin daha da artırıldığını vurgulayan Şen, farklı virüs türlerine karşı etkili olabilecek yeni moleküller geliştirmek amacıyla kimya ve nanoteknolojiyi entegre eden bir yaklaşım benimsediklerini açıkladı.
Organik kimya, inorganik kimya ve malzeme bilimi gibi alanlarda sentetik kimya üzerine çalışan Prof. Dr. Şen, yeni bir molekülün laboratuvar koşullarında biyolojik etki göstermesinin tek başına yeterli olmadığını belirterek geliştirilen bileşiğin etkinliğini artırmak için nanoteknolojik yöntemlerden faydalandıklarını ifade etti.
Şen ayrıca elde ettiği formülasyonun farklı virüs gruplarına karşı gösterdiği etkinliğin geniş spektrumlu antiviral teknolojilerin geliştirilmesi açısından önemli bir başlangıç oluşturduğunu dile getirdi.
DÖRT FARKLI VİRÜS MODELİNDE GÜÇLÜ ANTİVİRAL ETKİNLİK
Araştırmanın deneysel sonuçlarını değerlendiren Araştırma Görevlisi Bekir Can Altındişoğulları, çalışmada biyolojik yapıları ve özellikleri birbirinden farklı dört virüs modelinin kullanıldığını ifade etti.
Adenovirüs, herpes simpleks virüsü, poliovirüs ve bovin koronavirüsü üzerinde yapılan laboratuvar deneylerinde yüzde 99,99 oranında antiviral etkinlik gözlemlediklerini söyleyen Altındişoğulları, farklı virüs gruplarına karşı etkili olabilecek antiviral materyallerin geliştirilmesinin araştırmanın ana hedeflerinden biri olduğunu belirtti.
Covid-19 pandemisinin viral enfeksiyonların yalnızca insan sağlığı üzerinde değil; sosyal yaşam ve küresel ekonomi üzerinde de ciddi etkileri olabileceğini gösterdiğini dile getiren Altındişoğulları, gelecekte ortaya çıkacak viral salgınlara hazırlıklı olunması için geniş etki spektrumuna sahip yeni antiviral teknolojilere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
‘BULGULAR UMUT VERİCİ ANCAK İLERİ ARAŞMALAR GEREKMEKTEDİR’
Çalışmanın biyolojik değerlendirmelerini gerçekleştiren Dr. Sevda Demir ise araştırmanın en ilgi çekici yönlerinden birinin hem DNA hem de RNA virüslerini kapsayan zarflı ve zarfsız virüs modellerini içermesi olduğunu belirtti.
Geliştirilen bileşiğin farklı virüs gruplarında yüksek antiviral etkinlik göstermesinin bilimsel olarak önemli olduğunu ifade eden Demir; mevcut sonuçların hücre bazlı laboratuvar deneylerinden elde edildiğine dikkat çekti.
Demir ayrıca bu bulguların doğrudan klinik kullanıma hazır bir tedavi anlamına gelmediğini vurgulayarak sonraki aşamalarda bileşiğin antiviral etki mekanizmasının ayrıntılı şekilde inceleneceği ve laboratuvar ortamında elde edilen sonuçların canlı sistemlerde de doğrulanmasının hedeflendiğini söyledi.
Araştırmanın insan sağlığının yanı sıra veteriner hekimlik alanında da potansiyel uygulamalar taşıdığına dikkat çeken Demir; özellikle sığırlarda hastalıklara neden olabilen bovin koronavirüsü karşısındaki sonuçların hayvan sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
HEDEF: PATENTLİ BULUŞUN YENİLİKÇİ ANTİVİRAL ÜRÜNLERE DÖNÜŞTÜRÜLMESI
TÜRKPATENT Altın Madalya ödülüyle bilimsel ve teknolojik alanda önemli bir başarı kazanmış olan araştırma ekibi; bundan sonraki süreçte geliştirilen bileşiğin etki mekanizmasının aydınlatılması; etkinlik ve güvenlilik çalışmalarının ilerletilmesi ile uygun kullanım alanlarının belirlenmesi üzerine odaklanmayı amaçlamaktadır.
Buluşun münhasır lisanslama sürecinin gerçekleştirilmiş olması; üniversite bünyesinde üretilen bilimsel bilginin sanayiye aktarılmasını sağlamakta olup katma değeri yüksek yenilikçi antiviral ürünlere dönüşümü açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkmaktadır.